Röportaj Verdik... Seçil ve Mete çifti (Seçme Gezgin) ile Keyifli Röportaj

Yola Çıkmak gezi sayfasına röportaj verdik... Seçil ve Mete çifti (Seçme Gezgin) ile Keyifli Röportaj başlıklı soru cevaplarda birçok seyahat tüyosu yer alıyor.


Röportaj Verdik... Seçil ve Mete çifti (Seçme Gezgin) ile Keyifli Röportaj

Seçil ve Mete çifti (Seçme Gezgin) ile Keyifli Röportaj

 

 

Röportaja Yola Çıkmak web sitesindeki adresine ulaşmak için link bırakıyoruz: Seçil Mete Çifti ile Keyifli Röportaj

 

 

Seçme Gezgin çifti; Seçil ve Mete AKTEPE. Çanakkale’de yaşıyor. Her ikisi de kamu kurumlarında çalışıyor: Seçil Ortaokulda Türkçe öğretmeni, Mete ise Sağlık Müdürlüğünde Psikolog. Gezi, parti, tenis, elektronik müzik ve dans gibi ortak özellikleri olan çift zaten sirtaki kursunda tanışmış. Dans için birbirlerine kol bağlarken, hayatları birbirine bağlanmış.

”Ne gezdiniz be” lafını çok sık duymanın verdiği teşvik ile harekete geçip gezi deneyimlerini paylaşmayı seçmişler. Aileleri içerisinde Seçil’e “ayağı yanık kedi”, Mete’ye ise “gezenti” deniyormuş. Onlar da, “Seç”il ve “Me”te Gezginleri olarak gezi ismini oluşturmuşlar. Seçme Gezgin, 2019 yılından beri çift olarak Türkiye’nin ve dünyanın çeşitli yerlerini birlikte deneyimlemeye başlamış, öyle de devam edecekler gibi duruyor.

“Türkiye’nin en batısından tüm yurda, dünyaya…” sloganı ile yola çıkan çift; gezip gördüklerini, keşiflerini ve deneyimlerini “secme.gezgin” adı ile Instagram, Facebook, Twitter ve Youtube hesaplarında paylaşıyor. Ayrıca, secmegezgin.com adlı web siteleri de var.

 

Seyahat tutkunuz nasıl başladı?

2010 yılında her ikimiz de ayrı ayrı noktalarda gezilerimize başladık.

Gezmeyi aslında yeni deneyimler olarak değerlendiriyoruz. Farklı bir yerde yeni bir deneyim var, oraya gidip deneyimliyoruz. Geziyor, tarihe dokunuyor, meşhurları yiyip içip, eğlencelere dalıyoruz. O kültürleri, insan davranışlarını gözlemliyoruz. Psikologluğun bir getirisi belki de. Seçil için de bir keşfetme duygusu ağır basıyor. Yaz tatilini kaliteli değerlendirme güdüsünden hareketle gezip keşfetmeyi planlı gerçekleştiriyoruz. Atamızın sözü ile; “Az zamanda çok ve büyük işler yaptık, yapmaya da devam edeceğiz.” 

Keşfetme, merak etme, deneyimleme isteği içimizden geliyor. Yaşımızın gereklerini tam o yaşımızda yaşamak istiyoruz. Gezme zamanı gezme…

İkimiz de o kadar çok gezmişiz ki; kendi ailelerimizde adımız “gezenti” ve “ayağı yanık kedi”ye çıkmış. Halbuki aynı şehirde olup hiç karşılaşmamışız, hep gezdiğimizden belki de.

 

 

Seyahat sizin için ne ifade ediyor?

Deneyim. Uzakta bir yer var. O yerin de bir özelliği var. Tarihi, kültürel farklılığı, yiyeceği ve içeceği ile meşhurluğu, sahili, denizi, konseri, partisi, eğlencesi, oyun oynaması, sakinliği, huzuru ve benzeri her ne ise…  Seyahat edip o şeyi deneyimlemek istiyoruz. Yeni bir şeyi keşfetmek istiyoruz.

Bizim seyahat planlarımız deneyimlemek üzerine. Ancak “Deneyimledik, tamam. Bir daha buraya gelmeyiz, aynı şeyi yapmayız.” demiyoruz. Beğendiysek ve vaktimiz varsa ona göre süreyi uzatıyoruz, oraya tekrar tekrar gidip deneyimliyoruz.

 

Seyahatlerinizde bavulunuzda olmazsa olmazınız var mı? Varsa nedir?

Kıyafetlerin yedekleri illa ki oluyor. Kişisel bakım, banyo ürünleri, dikiş setleri, yastık ve çarşaflara sıkmak üzere pratik yüzey spreyi her zaman bulunduruyoruz. Hangi otele gitsek odamız aynı kokuyor; neden mi? Domestos Yüzey Spreyi sayesinde… 

Bavulun olmazsa olmazı ecza setimiz. Kas gevşetici krem ve haplar, vitamin hapları ve efervesan tabletler, ağrı kesici haplar, bel ve diz hasarları için korseler, yaralanmalar için batikon, yara bandı ve sargı bezi başı çekiyor. Tabi akşamdan kalma durumları için mide asit düzenleyicisi Alka Seltzer, antibiyotik haplar, tekneler için özellikle mide tutmasını önlemek için haplar ve suni gözyaşı damlaları diye sayabiliriz. Son olarak ise özellikli bir bilgi verelim; ani gelişebilecek böbrek ağrıları için kaya levreği (eşkina) balığının kafasından çıkan mozaik taşlar vardır. Bunları havanda toz haline getirerek zeytinyağı ve limon ile yediğinizde ağrının 10 dakika içinde kesildiğini göreceksiniz. Biraz koca karı tedavi tarifi gibi gelebilir ama 4 deneyim sonrasında bunları yazıyoruz. 

Bir de araba bagajından bahsedelim; araba acil durum ihtiyaçlarının yanı sıra; ütü, saç kurutma makinesi, kamp sandalyesi, koli ile su ve atıştırmalık çantası olmazsa olmazlarımız.

 

 

Sizce Seyahat mi yoksa Tatil mi?

Her ikisi de. Seyahat planı yaparken her ikisini de dengeli olarak planlıyoruz. Gün içerisinde tarihi yerlerin gezilmesi planı, bakir bir koyda yüzülmesi ile devam ederken, akşamüstü dinlenip yemek sonrası akşam eğlencesi ile gün sonlanıyor. Kimi gün sadece dinlenip deniz ve güneş keyfi yapılıyor. Kimisinde ise tarihi ve kültürel güzelliklere kendimizi kaptırıp gün batımı seyri ile geceyi karşılıyoruz. Başka bir gün ise otelde vakit geçirip, fotoğraflarımızı derleyip deneyimlerimizi kaleme alıyoruz. Sürekli gezerek vücuda da çok yüklenmemeli, deşarj olunabilecek mecralar sağlanmalı.

 

 

Seyahatin size kattığı en önemli şey nedir?

Bakış açısının geliştirdiğini düşünüyoruz. Farklı kültürler, insan çeşitliliği ve farklı insan davranışları gözlemliyoruz. Böylelikle de onların bakış açılarını öğreniyoruz. Söylediği bir söz, duruşu, bakışı, mimikleri birçok emare içeriyor. Beden dili yorumlamalarımız gelişiyor. Daha iyi iletişim kuruyoruz. Empati ile yaklaşım konusunda kendimizi geliştiriyoruz.

Seyahati planlasanız da program istediğiniz gibi gitmeyebiliyor. Para, mesafe, hava durumu, otel ve restoran tercihi konularında yanılabiliyorsunuz. Hemen alternatif bir plan, durumdan en az zararla ayrılma noktasında kafanız çalışmaya başlıyor. Stres durumunda vücudun alarm hali kişisel olarak sorunlarla başa çıkma becerilerimizi de geliştiriyor. İktisadi olmayı öğreniyorsunuz. Seyahat anlayışımız uygun zamanda, uygun araç gereçleri kullanarak maksimum fayda ile ayrılmak. Maksimum eğlence, maksimum dinlenme, maksimum öğrenme…

Seyahatimizde karşılaştığımız bazı kişilerin hareketlerini yorumluyoruz, az biraz da dedikodularını yapıyoruz (yalan yok). Tekne turundaki bir misafir, yan şezlongdaki bir turist, otel görevlisi ya da dikkatimizi çeken herhangi birisi… Kimseyi üzmüyoruz, ortak paydada buluşuyoruz. Kimi zaman yaşadıklarımızı çok eleştiriyoruz. Yaşadığımız olumsuz ya da olumlu deneyimler hakkında konuşuyoruz, resmen kendimize brifing veriyoruz.

 

 

Bir roman kahramanı olsaydınız, romanın hangi yıl nerede geçmesini isterdiniz?

Osmanlı’nın güçlü olduğu, Avrupa’ya diz çöktürdüğü yıllarda geçen bir roman olsun isteriz. Tam tarih vermeyelim. Bu romandaki kahraman ise birer ulak olsun. Haber götüren, dere tepe düz giden, ama gittiği yerlere de geze geze giden iki ulak olsun. Finalde de kellemiz yerinde dursun. İçeriği doldurulur. Vize derdi yok, bize yer yer Schengen…

 

Hayatınızdaki ilk seyahatiniz nereye ve kimlerleydi?

Mete’nin ilk seyahati sanırım bundan 19 yıl öncesine dayanıyor. Fenerbahçe Galatasaray maçının 6-0 bittiğini hatırlarsınız. İşte bu maçın rövanş maçına, Ali Sami Yen Stadı’nda oynanan maça, Çanakkale’den taraftar grubu ile gidilmişti. Tabi gitmişken İstanbul’u da gezme fırsatımız olmuştu. Kalabalık şehrin Taksim, Beyoğlu ve Eminönü gibi ünlü bölgelerini gezmiştik. Aileden gizli gitmenin tedirginliği de yok değildi hani. Hem İstanbul’un güzelliği hem de maçın kendisi çok heyecan vericiydi. Galibiyet ve yeni yerler gezmiş olmanın mutluluğu ile eve dönmüştük.

Seçil’in ise; ilk tek başına gerçekleştirdiği seyahat Edirne’ye idi. Yaklaşık 20 yıl önce, halk oyunları yarışması için gitmiştik. Burada bir parantez açayım; dans ikimizin de hayatında her daim olmuş. Öyle ki; bizim tanışmamız da; ikimizin hem Sirtaki Festivaline katılmak hem de Ayvalık’a gezi için gittiğimiz esnada gerçekleşti. İlk seyahatime dönersem; yarışmada Marmara Bölge birincisi olmuştuk. O yüzden hocalarımız Edirne’de bir gün daha kalmamıza ve Edirne’nin birçok tarihi-turistik yerlerini gezmemize izin vermişlerdi. Benim için birçok yönden mutlu bir hatıra.

 

 

Türkiye’de ve dünyada bugüne kadar gittiğiniz yerlerden en beğendiğiniz yer hangisi? En beğendiğiniz yer Türkiye’de ise tek cevap verebilirsiniz.

Seçil için Aspendos Antik Tiyatrosu, tiyatro sahnesinin ihtişamı ve bu denli sağlam kalması diyebiliriz. Yurtdışında ise, Portofino/İtalya kalabalıktan uzak olup İtalya’nın sıcacık sahillerinin havasını içine çekebildiğiniz bir yer olmasından mütevellit baş tacı olarak söyleyebiliyoruz.  

Mete için ise Patara Kum Tepeleri diyebiliriz. Çöle düşenleri esprili bir şekilde ele aldığımız videolar bize keyifli vakitler geçirtti. Her gidişimizde aynı tatta videolar çekebiliyoruz. Romanya Parlamento Sarayı, Pentagon’dan sonra yapılan en büyük yapı. Mimari şahaneliği Mete’nin gözünden hiç gitmeyecek.  

 

 

Tekrar gitmek isterim dediğiniz bir yer var mı, varsa neden ve neresi?

Ege sahilleri diye ortak bir dil kullanabiliriz. Harika denizleri var. Tekrar tekrar gideriz.

Mete için; Lviv, Ukrayna da uğrayacağım bir yer. Lviv’deki konsept kafelere sıkılmadan defalarca gidebiliriz. Ev ortamında eğleniyormuşçasına, turistlere ve yerel halka güzel hitap ediyor. Ortaçağ işkence restoranları, bira tiyatroları, kahve madenlerinde içilen alevli kahveler…

Seçil için; Barcelona tekrar görmek istediği bir yer. Tarihle iç içe olması, durmayan eğlence anlayışı, kumsal barları…

 

Bir daha asla gitmem dediğiniz bir yer var mı, varsa neden ve neresi?

Gezilecek yerlerin tarihi, doğal, kendine has güzelliklerinin sadece işletmelerin kendi mallarıymış gibi sahiplenmesini çok yanlış buluyoruz. Nebiler Aşıklar Şelalesi tam da böyle bir yer. Dikili ile Ayvalık arasında, Nebiler Köyü’nde yer alıyor. Ağlayan Mağara ve Ece Çağlayanı burada... Şelale, mağara ve çağlayan güzel, ancak işletme burada büyük fırsatçılık yapmış. Giriş ücretinin ödenmesinde sorun yok. Ancak; şelale, mağara ve çağlayana giden tek yolun, bu işletmenin restoranının direkt olarak içerisinden geçmesi, ayrı bir yol olmaması garibimize gitti. Masalarda gözleme yiyenlerin arasından mecbur bırakılarak yürümek, masada oturmadan, ayaktayken bile sürekli bir şey yiyip içmeniz için tacize uğramak, işletmenin soyguncu tavrına maruz kalmak hiç hoş olmadı. Daha da buraya gelmem, kimseye de gelin demem. Saçma da bir sloganları vardı: “Eşinizden sonra göreceğiniz ikinci en güzel şey.” Tövbe tövbe…  

 

 

Bir film ya da dizi çekme şansınız olsaydı hangi türde, nerede ve neden orda çekmek isterdiniz?

Açıkçası bir elektronik müzik festivalinde başına türlü olumlu ve olumsuzluklar gelen birden fazla kahramanın yaşadıklarını konu alan bir film çekmek isterdim. 4 ana karakter, festival öncesi, esnasının çekilmesi ve sonrasında yollarının kesişmesi olarak final yapacak bir film olabilirdi. Karakterlerden biri de ana sahnede programı olan büyük bir headliner dj olabilir.  Örneğin; 400.000 kişinin katıldığı Tomorrowland bu filme ev sahipliği yapabilir. Düşüncesi bir heyecan verici…

 

 

Türkiye’de ve dünyada en beğendiğiniz plaj hangisi? En beğendiğiniz plaj Türkiye’deyse tek cevap verebilirsiniz

Türkiye’de o kadar güzel plajlar var ki; size belki 50 favori plajı sayabiliriz. İçlerinde birkaçı öne çıkar. Palamutbükü/Datça/Muğla, Orak Adası/Bodrum/Muğla, Akbük Koyu (Gökova Körfezi)/Menteşe/Muğla, Garip Adası/Dikili/İzmir, Yassıca Adaları (Göcek)/Dalaman/Muğla, kötü anılarımız olsa da Kaputaş Plajı/Kalkan/Kaş/Antalya, Suluada/Kumluca/Antalya, Habbele Plajı/Bozcaada/Çanakkale, Kadırga Koyu/Assos/Ayvacık/Çanakkale, Kefaloz Plajı/Gökçeada/Çanakkale, İtalyan Koyu/Keşan/Edirne

 

 

Yurtdışında ise; Adriyatik Denizi kıyısında Karadağ’ın Bar şehrine bağlı, sadece deniz ulaşımı olan harika bir plaj: Kraljichina Beach (Kraliçe Sahili)/Bar/Karadağ

Rodos adasında ise; Anthony Queen Koyu ve Agios Pavlos Beach.

 

 

Türkiye’de ve dünyada, kış turizmi olarak tercih ettiğiniz ya da merak ettiğiniz bir destinasyon var mı, varsa neresi?

Kış turizmi denince akla ilk gelen yer Uludağ tabi ki. Yakınlık, çeşitlilik ve aktivite fazlalığı sebepleri ile Uludağ tercih sebebimiz. Ancak; Tomorrowland Winter (elektronik müzik festivali olur kendileri) organizasyonun yapıldığı Fransa Batı Alpleri Alpe d'Huez merak noktamız.

 

Türkiye’de ve dünyada en çok merak ettiğiniz ve gitmek istediğiniz yer neresi? En merak ettiğiniz yer Türkiye’de ise tek cevap verebilirsiniz.

Kapadokya ve Karadeniz hakkı verilerek gezilmesi gereken yerler arasında bizce, merakımız da epey var. Yine Mardin ve Göbeklitepe bölgenin öne çıkan yıldızları. Planımızın ana durakları elbette ki bunlar olacaktır.

Yurtdışında ise; Mayaların Efsanevi Yerleri, Yucatan, Kuzey Işıkları için Finlandiya, Moskova ve St Petersburg (Beyaz Geceler) Rusya, İskoçya, Petra için Ürdün, Bali Endonezya, Amsterdam, Tomorrowland Müzik Festivali için Belçika. Ayrım yapamadık pek. Gözlerimiz şu an kalp kalp, çok kalp…  

 

 

Burada yaşarım ya da yaşamak isterim dediğiniz bir yer var mı, varsa neden ve neresi?

Caddeleri denize açılan, özgür bir yaşam sunan, iklimi bizi üzmeyecek, bize yenilikler sunabilecek bir yer. Başvurumuz kabul olursa hemen Roma İl Sağlık Müdürlüğü’ne ve Roma Cumhuriyet Ortaokulu’na tayinlerimizi istiyoruz. Ya da Monte Carlo’ya da bir şans verebiliriz. Lüksün farklı bir tanımı olarak, sanki bu dünyadan değilmişçesine yaşanan bu şehir de bizi kabul ederse pek mutlu oluruz. Ülkede vergi uygulamasının olmaması bizi bu fikre itmedi, hayır, hayır, yanlış anlamayın J

 

Burada yaşayamam, bana göre değilmiş dediğiniz yer ya da yerler oldu mu, Türkiye’de ve Dünya’da?

Açıkçası özgür bir ruha sahip olduğumuz için rahat ve sorgusuz bir yaşam sürüyoruz. Şu an yaşadığımız yer bize bu imkanı sağlıyor. Özellikle bir bölge belirtmeyelim ama mahalle ve toplum baskısını hissedeceğimiz herhangi bir yer bizim yaşamak istemediğimiz yer olacaktır. Özgürlük var, toplum baskısı yok…

 

 

Türkiye’de ve dünyada bugüne kadar sizi yaşamıyla, kültürüyle, insanlarıyla en çok zorlayan ve kendinizi evinizde gibi hissettiğiniz bir yer oldu mu? Olduysa neresi?

Zorlayan dediğimizde, özellikle bir yer belirtemeyiz belki. Ama daha önce de bahsettiğimiz gibi ikimiz de toplum baskısını ve kapalı toplum anlayışını sevmeyen kişileriz. O nedenle bu özelliklere sahip bir yerde yaşamak bizi bir hayli zorlar.

Kendi evimizde gibi hissedeceğimiz yer ise; Türkiye’de kuşkusuz İzmir olurdu. Keza Çanakkale “Küçük İzmir” olarak bilinir. Böylece sadece evimizi büyütmüş oluruz. Yurtdışında da yine benzer bir şehir olarak ve gittiğimizde hiç de yabancı hissetmediğimiz Selanik olabilir. Balkan kökenli olmamızdan dolayı belki de “toprak çekiyor” diyebiliriz.

 

Adrenalin içeren aktiviteler sever misiniz? Seviyorsanız, yaptığınız en heyecanlı aktivite neydi?

Hareketli bir yaşama sahibiz. Dans, spor, müzik, parti, festival, deniz vb. hep hayatımızda var. Ekstreme spor olarak çok heyecan aramadık. Hiç kontrolü kaybetmedik, heyecan da aramadık. Sanırım biz kontrolümüz dahilindeki aktivitelerden daha çok hoşlanıyoruz. Adrenalin içerenlerden az biraz uzağız. Ama şunu çok isteriz: Köpekbalıklarının olduğu bir suda yüzmek. Kötü sonuçlanan film senaryolarını aklımızdan çıkarırsak bence başarabiliriz. Köpekbalığı merakımız umarız başımıza iş açmaz.

 

 

Türkiye’de ve dünyada sizde hayal kırıklığı yaratan bir yer ya da yapı oldu mu, olduysa neresi?

Ders kitaplarında da ballandıra ballandıra anlatılan Manavgat Şelalesi bizim için büyük bir hayal kırıklığı idi. Daha heybetli ve adındaki fonetik gibi güçlü bir şelale beklemiştik. Olmadı.

Dünyadan örnek veremiyoruz. Her yeri mütevazilik ve düşük beklenti ile geziyoruz. 

 

 

Türkiye’de ve dünyada hayran kaldığınız bir yer ya da yapı var mı, varsa neresi?

Birden fazla yer söyleyebiliriz: Anıtkabir, Aspendos Tiyatrosu, Selimiye Cami, Dolmabahçe Sarayı, Patara Kum Tepeleri, Sümela Manastırı, Siena, Vatikan Müzesi, Romanya Parlamento Sarayı, Pompei, Monte Carlo, Barcelona La Rambla ve Salvador Dali Müzesi etkilendiğimiz yerler arasında.

 

 

Türkiye’de ve dünyada en beğendiğiniz, hafızanıza kazınmış manzara hangisiydi?

Bozcaada Polente Feneri kıyısındaki rüzgâr güllerine paralel bir şekilde günbatımı izlemek adeta bir görsel şölen sunuyor. Bir de masanız, şarap ve yan giderleri ile donatılmışsa…

Yurtdışında ise Makedonya’nın Ohrid şehrindeki Ohri Gölü kıyındaki Aziz Naum Manastırı’nda izlediğimiz günbatımı halen gözümün önünde… Az biraz kavgalıydık ama manzara harikaydı.

 

 

Tek bir helikopter turu yapma şansınız olsaydı, hangi şehrin üzerinde yapmak isterdiniz?

Kesinlikle ortak fikrimiz olarak New York yanıtını veriyoruz.

 

 

Seyahatlerinizde başınıza ilginç ya da komik bir olay geldi mi? Geldiyse kısaca bahsedebilir misiniz?

Göcek’te tekne turundan dönmüştük. Otelimize doğru sahilde ilerliyorduk. Terliklerimiz de ıslak olduğundan zaman zaman “fışt” diye ses çıkararak ayağımızdan çıkıyordu. Yine bir restoranın önünden geçerken Seçil’in ayağından terlik “fışt” sesiyle çıktı. Restoran görevlisi de birden fırlayarak, profesyonel bir samimiyet ile “Buyurun, hoş geldiniz.” diyerek bizi davet etti. Tek amacımız otelimize dönmek iken; her hamleyi gole çevirmek isteyen bu görevliyi kibarca reddetmek durumunda kaldık. Bizler için olay çok komikti.

Yine Fethiye’de Paspatur bölgesindeki barlarda eğlenirken, yasadışı madde etkisindeki bir kızın, korku karakteri “Annabelle” kıvamındaki bakışları çok ilginçti.

Kötü olay ise Mete’nin doğum günü için yaptığımız planların bozulmasını örnek verebiliriz. Kaputaş Plajı ve ardından uğrayacağımız 3 Kaş plajı ve özel akşam yemeği planı, Kaputaş’ta Mete’nin cep telefonunun çalınması ile hüsrana uğramıştı. Sahilde birer hafiye edası ile telefonu aramak, suçlu görünen tatilcileri göz hapsine almak, Jandarma’ya derdimizi anlatıp ifade vermek ve çabalarımızın anlamsız kalması ile Fethiye’ye dönüp tekrardan yeni bir cep telefonu almak, finalde ise Kaş’taki otelimize gitmek… Hırsız kişiyi halen hak ettiği şekilde anıyoruz.

      

 

Seyahatlerinizde unutamadığınız, tadı damağınızda kalan bir lezzet var mı, varsa nedir?

Edirne Ciğerci Aydın. Edirne’de üç şubesi var. Hepsinin önünde aynı kuyruk... Beklemeye kesinlikle değiyor. Farklı yıllarda (3-5-7 yıl arayla) tatmış olmamıza rağmen halen aynı lezzet, tazelik ve tatta.

Karadağ Budva’da Stari Grad (Tarihi Old Town)’da Pizzeria Luka's adında küçük bir pizzacı. Hemen yol üzerindeki büfesinden alıyorsunuz. Tabelasında Pizza Smiley de yazıyor. İşte o meşhur, sebzeli “siyah pizza” burada. İnanılmaz bir lezzet. Türkiye’de de sevdiğimiz pizza lezzeti Pizza Loca bizlere Budva’yı hatırlatabiliyor. 

Yunanistan’ın Kavala şehrinde, limana yakın kordon üzerinde Orea Mitilini Restoranda midyeli pilav efsaneydi. Birçok deniz mahsulü yemek yapıyorlar; ancak şiddetle tavsiye edeceğimiz lezzet mideli pilav.

Fethiye çıkışlı Servet Şekerleme’nin şeker ilavesiz lokumlarının tadı hala damağımızda yer alıyor. İnternet satışları da var, bazen hasret gideriyoruz. Hediye için de olur ama önce kendinizi düşünün.

Portofino’da yediğimiz fırından yeni çıkmış Focaccio adlı börek, hala unutulmayanlardan.

 

‌Sırf şu lezzet için bile gidilir dediğiniz bir yer var mı varsa neresi?

Gaziantep ve Hatay… Tam bir Gastronomi Turu olacaktır. Kilo almayı göze aldığımız bir zaman rotamıza tekrardan girecek. Nohut Dürümü, iki farklı etten yapılan Ali Nazik, Kilis Tava, kuru patlıcan dolması ve künefe… Ağzımız sulandı sanrım.

Yurtdışı ise; tekrar Floransa’da Caffe Gamrinus’da “Niaccolate” kahve yanında Caffe Gilli’den tiramisu yemek için gideriz.

Yurtdışında ise Belgrad’daki geyik eti lezzetleri bizde merak uyandırıyor. Biletleri alındı bile. Temmuz ayında 1 haftalığına oradayız.

 

Elinizde olsa şurada şunu değiştirmek isterim dediğiniz bir yer ya da yapı var mı varsa neden?

Tarihi ve turistik yerlerde adeta gölge gibi peşinizden gelip bir şeyler satmaya çalışan kişilerin taciz etmemelerini tercih ederiz. Bu durum bazı durumlarda fazla ısrarcı tavırları ile yerli-yabancı turisti ürkütme boyutuna gelebiliyor. İlk değişiklik yapacağımız şey bu olurdu.

 

 

Son olarak takipçilerinize söylemek istediğiniz bir şeyler var mı?

Biz tanıştığımızdan beri birlikte daha öncesinde ise ayrı ayrı gezen gezginleriz. Şairin de dediği gibi “Gezmek bizde huydur.” Biz en çok bu huyumuzu seviyor ve böyle huylu insanlarla etkileşim halinde olmak istiyoruz ve çabalıyoruz. Kendimizi ifade etme işinde yeniyiz ama azimli ve çok istekliyiz. Özellikle kısa, öz ve plan yaparken akıldan geçebilecek fikirlerimizi ve yaşantılarımızı “seçme.gezgin” adına ait farklı platformlarda ifade etmek istiyoruz.

İlber Ortaylı Hocanın da dediği gibi “Maun Mobilyalarımızı” yaşlandığımızda almak istiyoruz. Öncesinde daha gezilecek çok yerimiz, göreceklerimiz, dinleyeceklerimiz, izleyeceklerimiz, tadacaklarımız ve anlatacaklarımız var. Bu uzun ama keyifli yolda bize eşlik edenlere çok teşekkür ederiz. Deneyimlerimizi aktarabildiğimiz bu röportajı sağladığınız için de sizlere pek teşekkür ediyoruz. Umuyoruz ki gezenler, gezmek isteyenlere ilham oluruz. Emeklerimize sağlık.

 

Bize sosyal medya hesaplarımızdan ulaşabilirsiniz. 

Instagram: @secme.gezgin Seçme Gezgin Instagram

Facebook: @secmegezgin Seçme Gezgin Facebook

Twitter: @secmegezgin Seçme Gezgin Twitter

Youtube: @secmegezgin Seçme Gezgin Youtube

Linktr.ee: secmegezgin Seçme Gezgin Linktr.ee



  • Okunma Sayısı: 46

SeçmeGezgin

Lisinia Yaban Hayatı Rehabilitasyon Merkezi | Karakent Köyü - Burdur
Lisinia Yaban Hayatı Rehabilitasyon Merkezi Doğan ve Batan güneşin Ay Işığı Misali Pırıltısı: Lisinia? Kurtların, kartalların, yaban domuzlarının rehabilite edildiği bir yer. Aynı zamanda kanser konusunda farkındalık da yaratıyor. Leziz mi leziz ürünleri de var. Hatta lavanta tarlaları da...
Salda Gölü (Saldivler) Gezi Rehberi | Burdur
Salda Gölü (Saldivler) Burdur | Salda Gezi Rehberi Burdur'un Yeşilova ilçesine bağlı, bembeyaz kumu ve masmavi suyu ile Salda Gölü... Saldivler...
Zürih Gezi Rehberi - Genel Bilgiler, Şehir Tüyoları, Tavsiye ve Diğer Bilgiler
İsviçre'nin ve Zürih'in zenginliği, refahı, bizim çenemizi yoruyor. Konuştukça konuşuyor, dolu dolu anlatımlara boğuyoruz. Şehrin gezi tüyoları, hediyelikler, alışveriş noktaları ve niceleri bu yazımızda...
Renkli evlerin oluşturduğu kartpostallık karelerin sahibi: Nyhavn Kanalı (Yeni Liman)
Renkli evlerin oluşturduğu kartpostallık karelerin sahibi: Nyhavn Kanalı (Yeni Liman) Danimarka Kopenhag'ın en güzel fotoğraflık yeri, en ünlüsü Nyhavn Kanalı